22 Nisan 2013 Pazartesi

Kuzey Kutbunu kim buldu ?

Kuzey Kutbu bölgesinin büyük kısmı buzlarla kaplı ve soğuk olduğundan, insanoğlu bölgeye on altıncı yüzyıldan itibaren uzak doğuya giden yeni ticaret yollarını bulmak için keşif seferleri düzenlemeye başlamıştı. 1553’te bu gaye için yola çıkan İngiliz Sir Hug, soğuk hava şartları yüzünden bütün mürettebatıyla yolda öldü. Bu sefere başka bir gemiyle katılan Richard Chancellar ise, Arhangelsk’e
ulaştıktan sonra karayolu ile Moskova üzerinden İngiltere’ye döndü. Bu seferin ardından Moskova kampanyası kuruldu ve Rusya ile İngiltere arasında ticaret gelişti.
Rus Çarı Birinci Petro doğudaki deniz yolunun bulunması ve haritasının çıkarılması için bölgeye birçok seferler düzenletti. 1728’de düzenlenen bir seferde güneyden Bering Boğazını geçmeyi başaran Bering 1741’de ise Büyük Okyanusun kuzeyini geçerek Alaska kıyısına ayak bastı. İngiliz kaşif James Cook, 1778’de Bering Boğazını geçerek Sibirya’daki kuzey burnuna ulaşması ile Amerika ile Asya’yı birbirinden ayıran boğazın varlığı kesinlik kazandı. Avusturyalı Julius Payer ve Karl Weyprecht Kuzeydoğu geçidinden geçmek için düzenledikleri bir seferde rastlantı sonucunda Fransız Josef topraklarını keşfettiler (1874). Kuzeydoğu Geçidini ilk olarak 1878’de İsveçli Nordenslüöld geçmeyi başardı. Bunu başka kaşifler takip etti. Günümüzde Rusya Federasyonu Buzkıranlar Geçidini sürekli
olarak açık tutmağa çalışmaktadır.
Bölgenin Kuzeybatı Geçidini bulmak için keşifler Amerika’nın keşfi ile başladı. Bunun için ilk olarak iki tekneyle denize açılan Frobisher, Boffin Adasının güneydoğu kıyısına kadar ulaşabildi. 1585-1587 arasında sefere çıkan, John Davis, Grönland’ı keşfetti. Körfezin batı kıyısına varmayı başaran Thoman Buthon 1613’te Roes Welcome Boğazını buldu. Kuzeybatı Geçidini bulma çalışmaları 18. asır sonlarına doğru azaldı. Geçidi bulma seferleri 19. asırda tekrar başladı. Yapılan seferler netîcesinde Regent Körfezi, Boothia Körfezi bulundu ve Amerika kıtasının kuzey kıyıları ile Kuzey Kutup Takımadalarının büyük bölümünün haritası çıkarıldı. 1906’da Bering Boğazını aşan Kuzeybatı Geçidinden gemisiyle ilk olarak Roald Amundsen geçti. 1940-42 arasında ve 1944’te Henriy A. Larsen Bellot Boğazı yoluyla doğu-batı yönünde geçitten geçmeyi başardı. 1954’te Kanada buzkıranı, 1969’da ise bir gemi tarafından iki defa açıldı.
Yirminci yüzyılın başlarında Sovyetler Birliği yönetimi, kuzey denizyolunu geliştirmek için, bölgedeki keşif çalışmalarını gözlem ve radyo istasyonlarının sayısını hızla arttırdı. İlmî çalışmalarda buzkıranların yanında uçaklar da kullanılmaya başlandı. Bölgede son olarak 1948’de Foxe havzasındaki üç ada keşfedildi. Bu adalardan biri Prens Charles Adasıdır. Bugün Kuzey Kutup bölgesi tamamiyle keşfedilmiştir. Uçakla çekilen fotoğraflarla, daha doğru haritalar çizilmektedir.

Youtube Kim Buldu ?

YouTube 2005 yılında kurulan ve dünya çapında milyonlarca ziyaretçisi ile en popüler video paylaşım sitesidir. Youtube kullanıcıları kendi çektikleri video klipleri siteye yükleyerek tüm dünya tarafından izlemesini sağlarlar. YouTube internet sitesinde, kullanıcıların bilgi paylaşımı yapmak ya da birbirlerini tanımak için kullandıkları bir forumda mevcuttur.Youtube da yayınlanan videolar çeşitli sosyal ağ sitelerinde paylaşılarak videoların daha fazla izlenmesine olanak tanımaktadır. YouTube ile bu sosyal paylaşım siteleri ile, Facebook, Twitter, Buzz, MySpace, Hi5 gibi sosyal ağlar ve Blogger gibi blog siteleri ile bir dizi işbirliği bulunmaktadır.  Ayrıca kullanıcılar, mobil cihazlardan da youtube a erişebilmektedir.
YouTube ve 2005 yılında üç eski PayPal çalışanı tarafından kurulmuş ve çok kısa bir sürede popülaritesini artırmıştır. YouTube kurucuları Steve Chen, Chad Hurley ve Jawed Karim, PayPal de çalıştıkları dönemde bir araya geldi.
1977 doğumlu Chad Hurley, PayPal in ilk kurulduğu zamanlarda PayPal’a katıldı. PayPal deki görevi, PDA kullanıcılarının PayPal hesaplarına PDA ları üzerinden erişerek ve PayPal servislerinin mobil olarak kullanılmasını sağlamaktı. Aynı zamanda Chad PayPal logosunun tasarımcısıdır
Steve Chen, 1978 yılında  Tayvan da doğdu, fakat sekiz yaşındayken  ailesi ile birlikte ABD’ye göç etti. Facebook’un ilk zamanlarında Facebookta çalıştı fakat YouTube başlamak için bir kaç ay sonra Facebook’tan ayrıldı. YouTube Google tarafından satın alınmış olsa bile şu anda hala YouTube teknoloji şefi olarak çalışma hayatına devam ediyor.
Jawed Karim 1979 yılında doğdu ve Almanya’dan ailesiyle birlikte 1992 yılında ABD’ye yerleşti. Üniversiteyi yeni bitirdiği dönemde PayPal de işe girdi.
Kurulduktan bir yıl sonra yani 2006 yılında, YouTube Google tarafında satın alındı. Bu operasyonla birlikte kullanıcılar Gmail gibi Google hesap bilgilerini kullanarak Youtube da oturum açabilir hale geldi.  Google a ait olmasına rağmen YouTube, bağımsız çalışmaya devam ederken kurucuları orijinal mevkileri görev yapmaya devam ettiler.
YouTube da kullanıcılar tarafından yüklenen çeşitli kliplerin, gösterimi için video codec olarak Adobe Flash kullanılıyor.
YouTube da video izlemek için üye olmak şart değil, üyelik şartı iki koşul için geçerlidir. Birincisi video yüklemek isterseniz ikincisi ise yetişkin videosu olarak işaretlenmiş videoları izlemek için üyelik zorunluluğu bulunuyor.

Satrancı Kim Buldu ?

Satranç insanoğlunun şimdiye kadar bulmuş olduğu en karmaşık oyundur desek abartmış olmayız. Satrançtaki olası hamle kombinasyonu sayısının, evrendeki yıldız sayısından fazla olduğu söylenir. Öğrenmesi kolay bir oyundur satranç, ama hakkıyla oynama becerisi yaklaşık bir yıllık tecrübe ve pratikle elde edilebilir. Peki kim buldu?
Satrançı icat edenin kim olduğuna cevap vermek için tarihsel gelişimine göz atmakta fayda var. Satranç’ın eski formu altıncı yüzyılda Hindistan’da ÇATURANGA adıyla ortaya çıkmıştır. Satrançı icat edenlerin Hintliler olduğunu düşünebiliriz fakat satranç’ın bu erken formunun günümüzde oynanan satranç ile birbirine yakın olduğunu söylemek zordur. Aslında, satranç’ın erken formu dört oyuncu tarafından oynanmaktaydı. Bu erken formun, modern satranç’ın atası olarak adlandırılmasının nedeni ise oyunda kullanılan taş ve hamlelerin benzerliğidir.

Hindistan’dan çıkan satranç prototipi günümüz İran’ı olan Pers imparatorluğuna ulaşmıştır. Oyunu bugün oynanan haline, oyunda yaptıkları modifiyelerle  yaklaştıran ve satrançtaki Şah, Mat, Vezir, Fil gibi terimleri ilk bulan Perslerdir. Persler oyunda yaptıkları değişiklikler ve oyunun Avrupa’ya ulaşmasında bir kilometre taşı olmuşlardır.
Onüçüncü yüzyılda, satranç Avrupa kıtasında bir firma’nın katkıları ile popüler oldu. Modern satranç’ın kurallarından biri olan piyonun satranç tahtasında en sona ulaştığında Vezir olması kuralı İspanya’da, yine modern satranç kurallarının bir çoğu İtalya’da oluşturuldu.
Dolayısıyla, İtalyan ve İspanyolların satrançı icat edenlerden biri olduğunu söyleyebiliriz.
Karmaşık, zevkli ve zeka geliştiren bir oyun olan Satranç’ın bu kadar büyük bir oyun olmasında, doğudan batıya bir çok ülkenin insanlarının icadına katkısı olması önemli bir gerçektir.

Trafik işaretlerini kim buldu ?

İngiltere’de, bölgesel bisiklet kulüpleri tarafından 1879 yılının Aralık ayında karayollarının kimi bölümlerine takıldı. Tahta direkler üzerine metal plakalar çakılarak elde edilen bu ilk trafik işaretlerinin üzerinde şu uyarı vardı:“BİSİKLETÇİLER, DİKKAT. BU TEPE TEHLİKELİDİR” İlk yıl yaptırılan 25 uyarının nerelere çakıldığı tam olarak bilinemiyor. Arabalar için “ilk trafik işareti” ise, 1901 yılının Ekim ayında il yönetiminden gerekli izin alınarak İngiltere’nin Gloucester kentinde Birdlip Tepesi’ne takıldı. Bu uyarı işaretini Kraliyet Otomobil Kulübü hazırlatmıştı. Yerel yetkililer tarafından hazırlatılan trafik işaretlerinin karayollarına konulması ise 1903 yılında çıkarılan Motorlu Araçlar Yasası’ndan sonra başlatıldı. 10 Mart 1904 günü, trafik işaretlerinin biçimlerine ilişkin öneriler yayınlandı. Ancak, yerel yetkililer bu önerilere uyup uymamak konusunda serbesttiler. Söz konusu önerilerde, 45 cm çapındaki yuvarlak metal tabakalar üzerinde etrafı beyaz bir çember içinde hız sınırları, kırmızı zemin üzerinde çeşitli yasaklar, kırmızı üçgen zemin üzerinde çeşitli uyarılar bulunuyordu. Ancak yukarıda da belirttiğimiz gibi, yerel yetkililer, bu önerileri dikkate alıp almamakta kesinlikle serbesttiler. Pek çoğu da dikkate almadı. Bunun doğal bir sonucu ‘olarak, çok değişik biçim ve renkte trafik sinyalleri türedi. Bunlar yöreden yöreye öylesine farklılıklar gösteriyorlardı ki, bir yerden bir başka yere ilk kez giden bir sürücünün yoldaki işaretleri arabasıyla giderken çabucak görüp kavrayabilmesi olanaksızdı. 1930 yılında çıkarılan bir yasa ile, ülkenin her tarafında tek tip trafik işaretleri kullanılmasına başlandı.
Belirli sayıda da olsa, ilk ulusal nitelikteki trafik işareti uygulamasını başlatan ülke Fransa’dır. 1903 yılında Otomobilciler Derneği tarafından hazırlanıp, Fransa’nın her yerinde geçerli olan tek tip trafik işaretlerinden bazıları, günümüzde de kullanılmaktadır. Bunlar, “Sola dön”, “Sağa dön”, “Köprü”, “Eğimli yol”dur.
İlk uluslararası karayolu levhaları ise, 1909 yılında Paris’te toplanan Uluslararası Motorlu Araçlar Konvansiyonu’nda saptandı. Avrupa’nın pek çok ülkesi bu toplantıya katıldı ve alınan kararlan uyguladı. İngiltere ise toplantıya katılmamıştı. Paris’te alınan kararlardan yalnızca beş tanesini 1929 yılında uygulamaya koydu.
Halen tüm dünyada kullanılan karayolu trafik işaretleri de boyut, biçim ve anlatım olarak 1949 yılında Cenevre’de yapılan Birleşmiş Milletler Karayolu Ulaşımı Konferansı’nda saptandı.

Kılıcı Kim Buldu ?

M.Ö. 3500 yıllarında Tunç Devri’nin başlamasıyla, insanlar erittikleri metallerden kılıç yapmaya başladılar. Asurlular ve Eski Yunanlılar tarafından dökülen tunç kılıçlar, önceleri küttü. Sonra bunların uçları ve yanları keskinleştirildi. M.Ö. 1100 yılında başlayan Demir Çağı’nda, insanlar kızgın demiri döverek daha keskin ve ince kılıçlar yapmayı başardılar.Eski Yunanlılar, kıvrık ve keskin kenarlı kılıçlar kullanıyorlardı. Romalılar ise “gladius” adım verdikleri yakın döğüş amaçlı kısa kılıçları tercih ettiler. M.S. 600 yılından itibaren, Avrupa’da, 120 santim uzunluğunda, her iki kenarı da keskin kılıçlar yaygınlaştı. Bunların kabzalarının uç kısmında, denge unsuru olarak bir topuz bulunuyordu. 17. ve 18. yüzyıllarda, Avrupalı soylular çok ince ve sivri uçlu kılıçlar kullandılar. Düello için en ideal silah olan bu kılıçlar, günümüzde de eskrim sporunda kullanılmaktadır.
Araplar, İranlılar, Türkler, Hintliler ve Japonlar gibi Doğulu uluslar ise, daha derinden keseceğine inandıkları için kıvrık kılıçlara itibar ettiler. Sanayi devriminin başlamasından sonra dayanıklı çelikten çok zarif ve keskin kılıçlar üretildi. Özellikle İspanya’nın Toledo (Tuleytule) kenti ile Suriye’nin Şam kenti, ürettikleri kılıçlarla dünya çapında ün kazandılar. Kılıç, Ortaçağ’dan Birinci Dünya Savaşı’na kadar en önemli süvari silahı sayıldı ve 1914′ten sonra yerini ateşli silahlara bıraktı.

Tek yön yol uygulamasını kim buldu ?

Tek yönlü yol uygulaması arabacıların düzensiz ve gelişigüzel araba kullanmalarını önlemek amacıyla 1617 yılının Ağustos ayında kabul edilen bir yönetmelikle Londra’da uygulamaya başlatıldı. Yönetmelik, Thames Caddesi’ne açılan 17 cadde için geçerliydi ve 2 yüzyıl boyunca yürürlükte kaldı. 1923 yılının Eylül ayına gelinceye değin, İngiltere’de bu yönde bir başka çalışmaya rastlanmadı. O yıl, Birmingham’da bu tür bir uygulama başlatıldıysa da, kentli tüccarların yoğun tepkisi sonucu fazla uzun ömürlü olamadı. Motor Çağı’nın ilk düzenli yol uygulaması, 1924 yılının Ağustos-ayında yine Londra’- da Mare Caddesi’nde başlatıldı. Bu caddenin Amhurst Road ile Dalston Lane arasında kalan kesiminde yalnızca güney istikametine gidiş vardı. Londra dışında bir başka kentte uygulamaya konan ilk tek yönlü yol kararı, 1924 yılının sonlarında Nottingham’da alındı. O dönemde henüz trafik işaretleri olmadığından tek yönlü trafik zorunluğu olan caddelerin başlangıcına yukarıdan aşağıya büyük tabelalar asılıyor ve bunların üzerine “Tek yönlü trafik. Bu tarafa gidilmez” cümleleri yazılıyordu.

Şalgam Suyunun Faydaları Nelerdir?

Şalgam suyu mor havuçtan elde edilir. Bu mor havuç A vitamini bakımından oldukça zengindir. Bu yüzden ilk başta gözlere çok faydalıdır. Tabi tek mor havuç yoktur içeriğinde. Aynı zamanda tuz, bulgur mayası, acı biber ve şalgam turpu içeriyor. Bu sayede iştahsızlık problemine de birebir.Vücutta bulunan toksinlerin atılmasına yardımcı oluyor. Bağırsakların çalışmasında etkilidir. Bu sayede sindirimi kolaylaştırır ve zayıflamak isteyenlere önerilir. B vitamini de içermesi sebebiyle mideye ve karaciğere faydası vardır.  Kalsiyum, potasyum yüksek miktarda bulunur ve afrodizyak etkisi vardır. İçinde hiç şeker bulunmuyor. Bunun sebebi içinde bulunan bulgur mayasıdır. Bulgur mayası şalgam suyunun içindeki tüm şekeri parçalar. Bu bakımdan şeker hastaları da tüketebilir. Kalori bakımından da çok düşük bir içecektir.
Hücreleri yenilemesi özelliğiyle de dikkat çekiyor. İdrar söktürme ve vücudu zinde tutma gibi artıları mevcuttur. İçindeki bol miktarda kalsiyum sayesinde metabolizma çalışma hızını arttırır. Bu özellik de şalgam suyunun zayıflatıcı etkisini bir kez daha kanıtlar. Ancak hamileler ve yüksek tansiyon hastası olanlar tüketirken dikkat etmelidir.